Kapının kolunu zorlamadan, anahtarın peşine düşmeden dört duvarı tırnaklarınıza yok eden sonra kapıya dayanıp dilenen biz insanlara dilenmeyi de domuzlar öğretti. Biz ne dinlendiğini bile bilmeyenler kandırabilseydik kendimiz anahtarı paspasın altına indirirken domuzların kiri, pası paspasın altına ittiğini görür, kokusuna alışırdık. Nasıl olsa alıştık onca şeye, bir koku mu bizi kendine getirecekti? Biz adalet diye bağırırken adalet için savaşanları soğuk sulara bırakmadık mı, biz yoksulluk diye haykırırken onca şeyi ziyan etmedik mi, biz …

  -Aç kapıyı! Aç dedim, çıkamam mı sanıyorsun? aç! Dedim demesine de sesimin yankıda bana usulca geri döndüğünü fark edince sert bir tekme indirdim kapıya. Çıkamayacağım, yapamayacağım sanıyorlardı ama yanılıyorlardı. Bir kapı, bir kapı dostlarım beni Ayşen’i şu dört duvara hapsedebilir miydi? Asla, hayır. Eninde sonunda açılacaktı kapı. Saatler geçti hava karardı önce anahtar sesi …