Blog

Category description is an optional


İlkyaz olarak her sayımızda öncelikle üç genç yazarı tanıtıyoruz. Bir öykü veya birkaç şiirden oluşan bu eserleri İlkyaz gönüllüleri olarak İngilizce’ye çeviriyor ve dünya kamuoyuyla tanıştırmak için çabalıyoruz. Bunun yanısıra farklı köşelerle de gittikçe daha fazla genç yazara yer açıyoruz. Yeni sayımızın içeriğinden özetler aşağıda! Henüz okuma şansı bulamadıysanız bir önceki sayının yazılarına buradan ulaşabilirsiniz. Bu ay …

Bu ay İlkyaz’ıları dosyamızla geçmişin derinlerine, dünyanın bilinen “ilkyazılarını” kaleme almış, milattan önce 2300 yılında yaşamış Sümerli bir yazarın öyküsüne uzanıyoruz. Edebiyat tarihine öncülük etmiş yazarların ilk eserlerine ışık tutan köşemizde bu kez konuğumuz dünyanın ilk yazar ve şairi Enheduanna  Enheduanna (MÖ 2285 – MÖ 2250) Akad Kralı Sargon’un ve yüksek olasılıkla Kraliçe Tashlultum’un kızı. Tarihte …

Yeni sayımız için değerli yazar ve  İngiliz PEN başkanı Philippe Sands’e ulaştık. Kendisi de  genç edebiyatçılar için sebepleriyle beraber bir okuma listesi hazırladı. Önerilerinde “adalet1 temasını öne çıkardı…   1. RIAN MALAN – My Traitor’s Heart -Türkçe çevirisi mevcut değil-   2. KAFKA – DAVA “Hukukun kuralları ile ilgili olduğu söylenen ama esasen hayatın gerçekleri …

Şehirde yaşamak köyden daha zormuş dedi içinden o iç sesiyle, sattığı tarlasıyla eviyle tüccarlık yapıyor az çok kazandığıyla idare ediyordu. Semaveri yanı başında ayırmaz çayı her zaman hazırdı. Esnaf arkadaşlarıyla başında toplandıklarında, kent hayatının zorluğundan köy hayatının kolaylığından güzelliklerinden mahrum kalarak buraya tıkanmış kalmış olmanın sancısından söz ederken, yaşamlarının hiç rahat olmadığından, şık ve güzel giyinseler de güzellik katmadığından söz ederek demli çaydan yudum yudum içiyorlardı… Şehrin çekiciliğine cazibesine aldandıklarından olsa gerek …

gölgelerin kıvrımlarında kalmış makûs maskeler  dirilmeden, kavi ruhun intihallerine uğramadan düştüler  düştüler çünkü harbin son sireni esaretle çaldı  insanlık bunu ipek böceklerine sarılırken anladı  sarıldılar ipeği diri bir kadının boynuna  o an harp, özlemi oğlundan çevirecek aklı andırırdı  vicdana iman etmiş aklı  yurdu, ufku, kuşku pusulalarından arınık bir aklı    bilgeler sarp sapaklıkların seçkin tayları  gittikçe sığınak erbablığı yapan uzun ve iri …

Yabancıyım! Bu yabancılık bir çağa ya da bir topluma yahut düzene duyulan türden bir yabancılık değil. Ömrümü geçirdiğim sokağa yabancı olmak için görünürdekinin de görünmeyenin de tamamen değişmesi gerekir. Ama ben aynıyım ama sen de aynısın, aynıyız; olması gerektiği şekilde, fazlasıyla aynı. Hem eğer değişiyorsak da eminim bunu da birlikte yapıyoruz, tıpkı bir saatin çarkları gibi. Ama yine de bir yabancılık hissini inkâr edemem. Galiba yaşam bir yağmur gibi yeryüzüne …