Blog

Category description is an optional


Source: The New York Times, Patrick Kingsley On social media, Refaat Alareer rages against Israel. In the lecture hall, he studiously analyzes the work of some of its leading poets — and surprises some of his students.   GAZA CITY — Forty-five minutes into his first seminar of the morning, a Palestinian professor at Islamic …

28.Sayı İlkyaz olarak her sayımızda öncelikle üç genç yazarı tanıtıyoruz. Bir öykü veya birkaç şiirden oluşan bu eserleri İlkyaz gönüllüleri olarak İngilizce’ye çeviriyor ve dünya kamuoyuyla tanıştırmak için çabalıyoruz. Bunun yanısıra farklı köşelerle de gittikçe daha fazla genç yazara yer açıyoruz. Yeni sayımızın içeriğinden özetler aşağıda! Henüz okuma şansı bulamadıysanız bir önceki sayının yazılarına buradan ulaşabilirsiniz. Önümüzdeki …

  Bir içeri bir dışarı bakıp Aynı anda hem öncesine hem sonrasına Aradım geleceği doğuracak olan şimdiyi Çocuklarımızın ağzındaki ekmek gibi Onların hayalleri yansıtmasın diye Bizim hayallerimizin ölümünü AudreLorde / Hayatta Kalmak için Bir Ayin 1934’in 18 Şubatında göçmen bir ailenin çocuğu olarak New York şehrinde dünyaya geldi Audre Lorde. Çocukluğunda annesinin Afrika kökenli Karayipliler hakkındaki efsanevi hikâyelerini dinleyerek büyüdü. İletişim kurmakta güçlenen bir çocuk olarak şiirle olan teması bir rastgelelikten öteydi, şiiri erken …

Source: The Guardian   Mohamedou Ould Salahi and one of his former guards, Steve Wood, reunite in Mauritania 13 years after last seeing each other, rekindling an unlikely relationship that profoundly changed their lives. Mohamedou was a prisoner at Guantánamo Bay for 14 years. During his incarceration he was subjected to torture and solitary confinement, but …

Kaynak ve çeviren: Ümid Gurbanov Anthony Burgess, ünlü romanı Otomatik Portakal’ın bir şaheser olmadığını belirterek, “barbarlık” ile “şiddet” arasında bir ayrım yapıyor ve devletin iyilik dayatmasının bireyin kötülüğü seçmesinden daha kötü olduğunu ifade ediyor…   Ümid Gurbanov’un açıklaması: “Otomatik Portakal’ı ilk izlediğimde, filmin hâlâ aklımdan gitmeyen kimi sahnelerinde nefesimi tuttuğumu hatırlıyorum. O zamanlar sanırım Kubrick …

Havuzun yanında oturuyorum. Fıskiyesinden sıçrayan damlalar üstümdeki gömleğin sırtını ıslatıyor. Ama o ki; bunu hissedemeyecek kadar uzağım âna, varlığıma, herhangi bir varlığa. Burnuma bir susam helvası kokusu vuruyor işte tam o sırada. Evde yalnızım, diyorum. Kim kavuracak bu helvayı şimdi? Arada bir rüzgâr vurdukça koku dağılıyor aslında ama ayırt edemiyorum ki. Fakat yine de bırakıyorum …

Source: De Balie Theatre, Amsterdam Masih Alinejad talks about freedom means to her. Where she found the courage to fight for her rights. She touches topics like how Iran oppresses her and so many other woman. How the government blames the women for being raped because they weren’t covered up enough Masih Alinejad is a …

Topla başaklarını. Topla. Yıldızlarını, çiçeklerini, dalga dalga olmuş saçlarını, Rüzgarını, efsununu, eskimiş çocuk gülümsemelerini. Topla, hepsini koy bohçana. Defol, Kaybol, Yok ol! Sensiz de mahzunlaşır buraların elem kokan havası. Sensiz de döner bu buhran. Geride anıların varmış, korkma. Kirli onlar, paslanmış her biri hatıra düşmekten. Fayda etmez hiçbir ilaç. Hiçbir idil. Uzakların o vahşi cenahına …