Blog

Category description is an optional


EDEBİYAT: ÇAĞATAY ÜGE-YAZIK Düşünüyorum da, ne için çalışıyorum ki? Ne için güzel uykumdan ediyorum kendimi? Saatlerce, günlerce uyuyabilirim. Hiç kalkmadan, şu koltukta bütün ömrümü tamamlayabilirim. Kendi kendime çürümek varken, ne diye dışarıda, başkalarının işleri, başkalarının uğraşları için; birilerinin gözüne birilerini sokmak, birilerini kazançlı çıkarmak, birilerini iyi yerlere getirmek için tüketiyorum kendimi? İşin var, bu saatte …

Yağmur sonrası toprak kokusunu ilk keşfedişimi hatırlıyorum da zihnime ve yüreğime öyle iyi gelmişti ki, bana, bedenimde gezinen cana ait birşeyler var bu kokuda demiştim. Sonra müptelası olmuş, çilingir sofralarının mezesi, bir çilekeşin izmariti gibi olmazsa olmazlarıma dahil etmiştim. Evet evet her zaman yağmayan o yağmur ve betonlar içerisinde her yağmurda kokmayan o toprağa rağmen, …

Hayaller, hedefler, planlar hepsi birden; hayat denilen döngüsel zaman sahnesinde A noktasından B noktasına vardığımız şiirsel bir döngü… Doğumdan ölüme, başlangıçtan bitişe, ezeli ve ebedi bütün ihtiraslarımızın ötesinde bizi ölüm denilen yepyeni doğrusal bir düzleme çıkarmak için elinden gelen bütün gayreti sarf eden hayat, bütün acizliğimizde evrenin karanlık sularında hapsedebilme cüretini kendisinde görmektedir. Yalnız, kimsesiz, …

“Boşluk.” Dedim. Boşluk olarak tanımlardım hayatımı. Karşımdaki insanı süzdüm tepeden tırnağa, şımarık cevabıma vereceği tepkiyi ölçmeye çalıştım. Ne de olsa orta yaşlı kesim değil miydi doğduğumdan beri bilinçsiz bir şekilde memnun etmeye çalıştığım? Orta yaşlı kesim değil miydi hayatımdan ne zaman memnun olmasam şükretmem gerektiğini falan söyleyen? Gerçekçi olmak lazım beyefendi, ne siz benim doğduğum …

İşte ordaydı. Gelmişti. Pırıltı avizenin altında durmuş onu arıyordu gözleri. Masadan kalkıp kadına doğru yürümeye başladı. Yaklaştıkça güzelleşti. Güzelleştikçe daha çok sevdi. Sarı saçlarını okşamayı hayal etti.   ***   Gözleri masalarda dolaştı. İnce yüzünü görmeye çalıştı adamın. Geç kalmıştı belki de. Beklememiştir gitmiştir dedi içinden. Geç kalmak istememişti aslında. Birini geldiğini gördü salonun ortasından …

Gürüldeyen motoru susturmak için kontağı kapattığımda, büyük bir tarlanın yanındaydım. Parsellenmiş, işaretlenmiş ve birilerinin masasında küflenen dosyalarda verilere dökülerek kayıt altına alınmış bir buğday tarlasının yanındaydım. El frenini çektim ve her yeri gıcırdayarak isyan eden arabamın kapısını açarak ayaklarımı yere bastım. Kabaca dökülmüş asfaltın kenarlarını, eğimlenerek, uzaklaşmaya çalışan topraktan ayıran çakılları ayağımla biraz düzleştirdim ve …

Sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde olduğu bir nisan gününde, seher rüzgârı bir lütufmuşçasına esiyordu. Bu sırada içinde bulunduğu polis arabasının camından sigarasını tüttüren Celal, sabahın köründe devriyeye gönderilmesine küfürler ediyordu. Oysa bugün kızının doğum günüydü ve tüm günü onunla geçireceğine söz vermişti. Şimdi, neyin nesiydi ve nereden çıkmıştı bu devriye işi? Sözde mesai arkadaşı Zeki yataklara …

  Bu şehirde renkli kıyafet bir tek o kadın giyer. Şehrin siyah beyaz insanları onun renklerine henüz alışamadılar. Kadını her gördüklerinde gözleri şaşkınlıktan fal taşına döner…   İş yerinde bile patronu her defasında azarlar onu: Bir bak etrafına, senden başka renkli giyen var mı? Unutmuşum… – diye kadın gülümser ve patronu bir günlüğüne başından savmayı …

Şu son iki ay sosyal medya ile ilişkimi tamamen koparmış bulunmaktayım. Ve geri dönebileceğimden de emin değilim.  Geçenlerde kocamla birlikte iki yıldır ilk defa tatile çıktık. İkimiz de uzun zamandır o kadar ağır çalışıyorduk ki, dinlenip gevşemeye çok ihtiyacımız vardı. Ben kitabımın son kontrollerini tamamlayıp teslim etmiştim. Tam bir ay boyunca bir sürü aile ziyareti …

Yazan: Anıl Mert Özsoy Tüm dünyayı etkisi altına alan ve binlerce insanın ölümüne neden olan Covid-19 pandemisi kimseyi eşitlemedi. Yoksullar daha da yoksullaşırken sermaye, krizi fırsata çevirerek  kendi varlığını yeniden yarattı. İşçiler, kadınlar, sağlık  hizmetlerine ulaşamayan binlerce emekçi yığını, çarklarını acımasızlaştıran kapitalizme karşı yaşam mücadelesi verdi. Kimisi sokaklarda motosiklet üstünde alınteri dökerken, kimisi ‘hapishane’ye dönüşen …