Blog

Category description is an optional


  …  Gönlüm Avrupa’nın bir suyunda, siyah, soğuk,  Bir çukurda birikmiş, kokulu akşam vakti;  Başında çömelmiş yüzdürür mahzun bir çocuk.  Mayıs kelebeği gibi kâğıt gemisini.    Ben sizinle sarmaş dolaş olmuşum, dalgalar,  Pamuk yüklü gemilerin ardında gezemem;  Doyurmaz artık beni bayraklar, bandıralar;  Mahkûm gemilerinin sularında yüzemem.    Arthur Rimbaud / Sarhoş Gemi (Çev. Sabahattin Eyüboğlu)  …

Yeni sayımız için değerli yazar Barbaros Altuğ’a ulaştık. Kendisi de bizleri kırmayarak genç edebiyatçılar için sebepleriyle beraber bir okuma listesi hazırladı… 1. Truman Capote-Tiffany’de Kahvaltı “Edebiyatın kült kadın karakterlerinden Holly Golightly ile tanıştığımız, Truman Capote ismini tüm dünyaya duyuran bir klasik.“  2. Alejandro Zambra-Bonsai “Bonsai nasıl bir ağacın tüm özelliklerine sahip bir mini ağaçsa bu …

Source: 60 Minutes CBS, Jon Wertheim, 26 December 2022 We’re 40 days away from the 2022 Winter Olympics in Beijing, games that come wreathed in controversy. To many, China is a problematic host, given the country’s human rights abuses and hard authoritarian turn. One of the loudest voices condemning China is not a voice at …

Is humanity destined for a futuristic utopia? Or are we heading blindly towards life in a nightmarish surveillance state? Both scenarios still seem possible as increased digitalization is turning us into a fully networked society. The Internet is in the process of infiltrating all aspects of human life. “Reformed techno-utopian” and filmmaker Brett Gaylor ventures …

      Benim adım Efluna. Mesleğim gereği bugüne kadar her türden bombayı imha ettim. Ama daha çok, gizlice etrafıma yerleştirilen ve ben anlayıncaya kadar çoktan patlayıveren insan bombalarını imha etmekle uğraştım. Nasıl zor iş bilemezsiniz. Hem onların kabloları görünür yerlerde de değil. Yanlış düzenekle uğraştığınızda ya siz de onlarla birlikte atomlarınıza ayrılırsınız ya da patlamaktan daha beter …

Yazmanın bir çeşit terapi olduğunu birçok kez duymuştum. Gördüklerimi başkasına anlatmaya çalışınca oluşan garip acı ve baş ağrısı yerine şu an hiçbir şey hissetmemem de yazmanın daha iyi olduğunun bir göstergesi. Normalde derin uyuyan biri olmama rağmen o gece fırtına sebebiyle uyanmıştım. Sanki her saniye şimşekler çakıyor, gök durmadan gürlüyor, rüzgâr gökdelenleri yıkmak istercesine kuvvetli …

 Soğuk bir nisan gününde pencereye vuran damlaları izliyordu Ceren. Yağmur damlaları ona geçmişini hatırlatıyordu ve içini derin bir hüzün kapladı. Kahverengi gözlerinden düşen birkaç damlayı eliyle sildi. Gün henüz yeni ağarmıştı. Ceren her sabah olduğu gibi erkenden uyanıp egzersizlerini yapmıştı. Siyah kupasındaki şekersiz sabah kahvesini yudumluyordu düşünceli bir şekilde. Bundan sonra günlerinin nasıl geçeceğini merak …

          Beyaz tavana bakışlarına akrep ve yelkovanın sesi eşlik ediyordu. Eski rengini hatırlamıyordu tavanın, boyaları dökülmüş, yağan yağmurların izleri vardı, ona bir dost gibi hissettiren tek şey, küçük bozulmaya yakın sarı ışığıyla tavanın tek sahibi gibi duran ampuldü. Tavanı beyaza boyamayı düşündü, düşünür düşünmez vazgeçti, beyaz tavan kasvet kamyonlarının otoparkı gibiydi onun gözünde, bütün kötü anıları …