Blog

Category description is an optional


Kaynak ve çeviren: Ümid Gurbanov Anthony Burgess, ünlü romanı Otomatik Portakal’ın bir şaheser olmadığını belirterek, “barbarlık” ile “şiddet” arasında bir ayrım yapıyor ve devletin iyilik dayatmasının bireyin kötülüğü seçmesinden daha kötü olduğunu ifade ediyor…   Ümid Gurbanov’un açıklaması: “Otomatik Portakal’ı ilk izlediğimde, filmin hâlâ aklımdan gitmeyen kimi sahnelerinde nefesimi tuttuğumu hatırlıyorum. O zamanlar sanırım Kubrick …

Havuzun yanında oturuyorum. Fıskiyesinden sıçrayan damlalar üstümdeki gömleğin sırtını ıslatıyor. Ama o ki; bunu hissedemeyecek kadar uzağım âna, varlığıma, herhangi bir varlığa. Burnuma bir susam helvası kokusu vuruyor işte tam o sırada. Evde yalnızım, diyorum. Kim kavuracak bu helvayı şimdi? Arada bir rüzgâr vurdukça koku dağılıyor aslında ama ayırt edemiyorum ki. Fakat yine de bırakıyorum …

Source: De Balie Theatre, Amsterdam Masih Alinejad talks about freedom means to her. Where she found the courage to fight for her rights. She touches topics like how Iran oppresses her and so many other woman. How the government blames the women for being raped because they weren’t covered up enough Masih Alinejad is a …

Topla başaklarını. Topla. Yıldızlarını, çiçeklerini, dalga dalga olmuş saçlarını, Rüzgarını, efsununu, eskimiş çocuk gülümsemelerini. Topla, hepsini koy bohçana. Defol, Kaybol, Yok ol! Sensiz de mahzunlaşır buraların elem kokan havası. Sensiz de döner bu buhran. Geride anıların varmış, korkma. Kirli onlar, paslanmış her biri hatıra düşmekten. Fayda etmez hiçbir ilaç. Hiçbir idil. Uzakların o vahşi cenahına …

Edebiyat hayatımıza ne yapıyor? Düşüncelerin zihninizin sokaklarında gezinmesine izin verin lütfen. Edebiyat, lise yıllarında birçoğumuz için geçmemiz gereken bir dersten ibaret veyahut ibaretti. Çünkü bu yıllarda edebiyat bizim için güzel sanatların bir dalı değil, ders programımızdaki bir dersti yalnızca. Bu yüzden sadece geçip gitmesini istedik, haz almayı değil. Bu yüzden edebiyat sanatsal bir izlenim uyandırmaktan, …

“Kaldırın önümden cesetleri, Onlar daha çocuk!” soba üstü portakal kabuğu sabundan baloncuk iplik-kamış-poşet çiviyle bir delik daha açılmış kemer biraz kızgın şiş, bazen terlik mütemadiyen damdan ihtihara itilen kar kızgın biraz annem, babam hiçlik suyun buharında nemlenen alevli bir kokudur şimdi bunları konuşmak odayı kemiren hava kruçyonıh’ın değil ki çok uzak ben sonra iyi şiirler …

Kapının kolunu zorlamadan, anahtarın peşine düşmeden dört duvarı tırnaklarınıza yok eden sonra kapıya dayanıp dilenen biz insanlara dilenmeyi de domuzlar öğretti. Biz ne dinlendiğini bile bilmeyenler kandırabilseydik kendimiz anahtarı paspasın altına indirirken domuzların kiri, pası paspasın altına ittiğini görür, kokusuna alışırdık. Nasıl olsa alıştık onca şeye, bir koku mu bizi kendine getirecekti? Biz adalet diye bağırırken adalet için savaşanları soğuk sulara bırakmadık mı, biz yoksulluk diye haykırırken onca şeyi ziyan etmedik mi, biz …

Source: Stateorec.com Renown Turkish Writer and PEN International Board Member Burhan Sönmez’s autobiographical essay first published in the anthology Tell Me Your Name (Bana Adını Söyle)   Birth. They called him “Tahir.” That was the name of his parents’ relative Uncle Tahir. To tell the truth, everyone in the village was related. After that day …