Kalemdaş

“Kalemdaş” başlığımız altında, değerlendirmeler sonucunda ilk üç ana eser içerisinde yer bulamayan fakat yayımlanmıyor olmasının hem yazara hem de okura haksızlık olduğunu düşündüğümüz nitelikli eserleri orijinal dilinde, çevirmeden sizlerle buluşturuyoruz. İyi okumalar!


Yine sabah oldu. Hiç olmamasını dilediğim sabahlar. Yatağımdan zor bela doğruluyorum. İrlanda çaydanlığının buharı ötüyor. Bu ses hemen hoşuma gidiyor. Bir hız doğrulup yatağımdan kalkıyorum. Ev halkı çoktan uyanmış, oturmuşlar sofraya. Hepsine sıkı bir selam veriyorum, böyle en içteninden. Hepsi sıcak bir o kadar soğuk. Babam elinde bir gazete gündemi okuyor. Gazetede tarih hemen gözüme …

Eski, tahta kapının demir kolunu çevirerek odadan içeri girmiştim. Parkeler çok gıcırdadığı için adımlarıma dikkat ederek ses çıkarmadan ilerlemeye özen gösteriyordum. Işığı açma zahmetine girmemiştim. Masada duran iki tane kırmızı küçük mumu yakıp bırakmıştım. Böylece düşüncelerimle daha kolay baş başa kalıyordum. Yatağa uzandım. Oda küçük olduğu için kışları çabuk ısınıyor, sıcacık oluyordu. Zaten sıcak olduğu için yorganı üzerime örtmedim. …

gölgelerin kıvrımlarında kalmış makûs maskeler  dirilmeden, kavi ruhun intihallerine uğramadan düştüler  düştüler çünkü harbin son sireni esaretle çaldı  insanlık bunu ipek böceklerine sarılırken anladı  sarıldılar ipeği diri bir kadının boynuna  o an harp, özlemi oğlundan çevirecek aklı andırırdı  vicdana iman etmiş aklı  yurdu, ufku, kuşku pusulalarından arınık bir aklı    bilgeler sarp sapaklıkların seçkin tayları  gittikçe sığınak erbablığı yapan uzun ve iri …

İşte ordaydı. Gelmişti. Pırıltı avizenin altında durmuş onu arıyordu gözleri. Masadan kalkıp kadına doğru yürümeye başladı. Yaklaştıkça güzelleşti. Güzelleştikçe daha çok sevdi. Sarı saçlarını okşamayı hayal etti.   ***   Gözleri masalarda dolaştı. İnce yüzünü görmeye çalıştı adamın. Geç kalmıştı belki de. Beklememiştir gitmiştir dedi içinden. Geç kalmak istememişti aslında. Birini geldiğini gördü salonun ortasından …

Gürüldeyen motoru susturmak için kontağı kapattığımda, büyük bir tarlanın yanındaydım. Parsellenmiş, işaretlenmiş ve birilerinin masasında küflenen dosyalarda verilere dökülerek kayıt altına alınmış bir buğday tarlasının yanındaydım. El frenini çektim ve her yeri gıcırdayarak isyan eden arabamın kapısını açarak ayaklarımı yere bastım. Kabaca dökülmüş asfaltın kenarlarını, eğimlenerek, uzaklaşmaya çalışan topraktan ayıran çakılları ayağımla biraz düzleştirdim ve …

Sıcaklığın mevsim normallerinin üzerinde olduğu bir nisan gününde, seher rüzgârı bir lütufmuşçasına esiyordu. Bu sırada içinde bulunduğu polis arabasının camından sigarasını tüttüren Celal, sabahın köründe devriyeye gönderilmesine küfürler ediyordu. Oysa bugün kızının doğum günüydü ve tüm günü onunla geçireceğine söz vermişti. Şimdi, neyin nesiydi ve nereden çıkmıştı bu devriye işi? Sözde mesai arkadaşı Zeki yataklara …

  Bu şehirde renkli kıyafet bir tek o kadın giyer. Şehrin siyah beyaz insanları onun renklerine henüz alışamadılar. Kadını her gördüklerinde gözleri şaşkınlıktan fal taşına döner…   İş yerinde bile patronu her defasında azarlar onu: Bir bak etrafına, senden başka renkli giyen var mı? Unutmuşum… – diye kadın gülümser ve patronu bir günlüğüne başından savmayı …

Düştük bu toprağa, gelir geçeriz Karun olsan, garip olsan ne fayda… Aynı birden gelir, bire göçeriz Bir kalp kıran kendin kırar, bilmez mi? Birlik olup meyve vermek gayemiz Kimi tohum, kimi gübre, kimi su… Ebedî aşktır en güzel meyvemiz Aşka varan ona varır, bilmez mi? Sanmayasın bu dünyayı kalıcı Sahte nimetlere kapılmayasın O cahiller sallasınlar …

Geçmişin yükü bir kar tanesidir ilk konduğunda Her geçen günü içine alıp çığ gibi büyür Gece vakti bir sürüngen gibi çöker yarını bekler El değmemiştir, kimselerin görmediği bir odadır Temelinde sen olan inşaattır günbegün yükselmekte Bir el arar dokunacak, bir ses bölsün ister geceyi Haramilerin yağması, itinayla bezeli bir paredir yürekte Uyanmak istememek, istemeyerek uyumaktır; …

Yığıldım usul bir şarkının özlemine Garip garip seyiren gözlerime sığındım Aldım durakları yollardan cebime astım Bir bekleyişin bekçisiyim belki de kim bilir   Usandım kokusuz karanlık balkonlardan Doludizgin sessizliğime utandım Dağ suladım yol ektim söz besledim Kim bilir bir alın çizgisinin sakladıklarını   Bana geldim kapıları annem açıp Yalnızlığı babamdan öğrendim kapıları kapatıp Hüznün umudun …