Kalemdaş

“Kalemdaş” başlığımız altında, değerlendirmeler sonucunda ilk üç ana eser içerisinde yer bulamayan fakat yayımlanmıyor olmasının hem yazara hem de okura haksızlık olduğunu düşündüğümüz nitelikli eserleri orijinal dilinde, çevirmeden sizlerle buluşturuyoruz. İyi okumalar!


“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” Şef Seattle Yer yer eprimiş yamalı yün gömleği, uçkurla sıkıca bağlayarak üzerinde anca tutabildiği bol pantolonu, dört parmak çamurla kaplı lastik çizmelerine rağmen hiç eğilip bükülmemiş insanlara özgü vakur bir duruşu vardı. Yüzündeki çizgilerin çokluğu altmışlı yaşlarını …

  Bilmiyorum hangi mevsimin sonu bugün Ben yine neyi kaçırdım bu anın telaşında Kovalamaktayken kendimi her gün İzliyorum siluetini yokluğunun hezeyanında Zamansız bir kavmin göçü gibi Uzaklaştığım bir yurt var her adımda Düne dair unutulmaya yüz tutmuş anılar Göremiyorum nerede başlar yol Ne zaman durulur zaman dergahında Sen sessiz harfler kullanırdın susuşlarında Ben biraz daha …

Canım Süveyda, Sararmış ruhumun ak yüzü Nefesimde tütünümün kokusu var Göz kapaklarımda çizili ellerin Sen, melül yüreğimde en güzel sükût-u hayalsin Eşkiya bir sokaktayım ben Attığım her adım sensiz Tanıdığım her adam soysuz Bildiğim her şey yok oluyor Zihnimde yüzünden ötesi kalmadı Yalnızlık kapı aralığında bekliyor Sen gitmeyi bekliyorsun Eşkıyalar gelmeyi Öleceğim diyorum,öleceğim Sesimi bir sen …

  Bölüm 1 BERCESTE Vücudumda çıkan üç kırmızı leke, Biri boynunda giyotinle her an ölümü bekleyen geçmişim, Biri aynalara bakmaya korkan bugünüm. Biri de belki de hiç var olmayan geleceğim. Beyaz elbisemin kırmızı etekleri, Geçmişime bulanmış bugünüm müdür ? Yoksa bugünüme bulanmış geçmişim mi ? Kaldırımlara balyoz gibi vurduğum adımlarım , Ve yine kaldırımlara bir …

Odadaki kasvetli hava, küllüğün kaldırılmış olması, tablodaki kadının soğuk bakışı canımı sıkıyor. Akşamüstlerini severim oysa; güneşin alacalı ışıkları odaya süzülünce içimi huzur kaplar. Bir süredir değil. Bir yudum su alıp, sigaramı yakıyorum. Küllük yoksa yok. Şehirden otuz kilometre uzaktayım. Aile yadigarı bu eski, büyük ve adına köşk denemeyecek kadar şaşaasız binaya, kardeşimin yanına geçeli yıllar …

gece soğuk olurdu eksik bir an gibi çabucak koşmak isterdik içeri gelemezdi an bakmaya tutamazdık senelere bakmaya senelerden geceyi mehtap gibi kavramaya doyamadık üşümeye bir ninni uğruna yastığa baş koymaya razıydık mum titrediğinde alevi sönmesin diye bazen bilerek söndürürdük Şaka niyetine eğlencemizdi bir mumun etrafına düşler dizerdik dünyamız dönüyordu o an şimdi aklımda bir an …

Şehir merkezinden doğuya doğru ilerlerken tırmanılan ikinci rampadan inince muz bahçeleri başlar. İki muz bahçesinin arasından sağa doğru patika bir yol uzanır. Bu yolun devamında karşınıza bir dağ gelir. Dağa tırmanıp da doruk noktasına ulaştığınızda aşağınızda uçsuz bucaksız bir deniz, bu deniz ve dağ arasına sıkışıp kalmış olan bir yerleşim yeri görürsünüz. İşte bu yerleşim …

Düşünce ormanı sıktır, her yere güneş dalı uzanır Bu cangılın ıssız yollarında bile fenersiz yürünür Acaba insan ölünce mi hatırlanır? Yoksa hatırlamak için mi öldürülür? Gün olur koyu mavi bir sis çıkagelir göğün yüzünden Düşünceler yollarını göremez olur. İşte o zaman biz Sis olalım ey düşüncelerim! Milyonlarca damlacığız biz Sis olalım ve kaybedelim bu ormanı …

Tanırım gök yankısını Loşlukta otururken dalgın Belirir yeni bir ışıkta dünya Parmaklarının mahcup kıvrımlarında Harflerimin sesi kısılır Yapraklar yavaşça iner Gök yokuştan aşağı Bir yağmur başlar Gecede, geceden habersiz Yakarış için açtığım ellerim Ürker ışığından ateş böceğinin Buluşuruz ıssızlıkta Fundalığın uğultusu örter üstümüzü Yıldızlar gözlerini kapar Kalbim kapısını açar Aralıktır ruhlarımız Mor bir ceylan görürüm …

şehrin tüm gürültüsünü doldurdum evime yetmedi susturmaya kafamdakileri şimdi biraz yalnızım hep istediğim gibi hükmüm yokmuş kendi zihnimde çizemedim ruhumun resmini şimdi biraz yalnızım, hep istediğim gibi bir ölüm, sıkıca sarmış sanki beni uyutmuş kollarında sessizce                                        …