Kalemdaş

“Kalemdaş” başlığımız altında, değerlendirmeler sonucunda ilk üç ana eser içerisinde yer bulamayan fakat yayımlanmıyor olmasının hem yazara hem de okura haksızlık olduğunu düşündüğümüz nitelikli eserleri orijinal dilinde, çevirmeden sizlerle buluşturuyoruz. İyi okumalar!


Biraz sonra anlatacağım hikâyenin kahramanı sizlersiniz. Anneniz, ablanız, kardeşiniz, arkadaşınız, sevgiliniz… Örselenmiş vicdanlarınızın arkasına gizlenerek rol yapmak yerine gözünüzü kulağınızı dört açın ve beni dinleyin. Bu hikaye benim hikâyem, bizim hikâyemiz, kilometrelerce uzaktaki, dünyanın bir diğer ucundaki kadınların hikâyesi. Okuduğunuz her cümlenin sesini sonuna kadar açın ve haksızlık karşısında susmamak için söz verin kendinize.       Elinde tuttuğu kitabın sayfalarında inleyen cılız ses Deniz’in masmavi gözlerinde iri damlalara …

Duymadınız Ben sizden çok susmuştum Diyemediğim cümleleri büyüttüm boğazımda Hepsi birer anı oldu şimdiye Diyemediğim, ancak keşkelerle diyebildiğim.   Nefreti, acıyı; sevinci, mutluluğu susmuşken Yine de bağırmakla suçladılar beni Neyse dedim Onlar ne bilir bir bedenin sayhasını yahut narasını Bilemezler dedim, bilemez, gittim. Sonra Konuştuğum kadın sustuğunda bana, anladım Meğer susmak daha çok incitirmiş sevgilim …

Ev sıcak olunca dışarıyı da öyle sanıyor insan, İncecik giyinip, inmeye başlıyorum apartman merdivenlerini, En sevdiğim melodi yok kulaklarımda, Mırıldandığım sözcükler yok, Ben yokum. Kırmızı atkımı sarıp boğdum kendimi, Haber veremedim affet, Sen, çıkaramadığın tencerenin kiriyle meşguldün –yüzünü dönmedin- Sev beni, Büyütemediğim çiçekler için özür dilerim, Kendi kökümü sulamakla meşguldüm, Affet –yüzümü dönemedim- Dedim en …

Kızmamam gerektiğini anladım zamanla. Ne kurda ne kuşa ne dosta. Ne de yüzünde yas ile aynada dikilmekte olana. Dünya değişti, Ve bizim artık üç tekerlekli bisikletlerimiz yok. Dünya değişti, Ve hastalanınca alına konulan mendiller artık yok. Telaş etmiyorum. Oldukça sakinim. Sadece soluklanmak için hiç vaktim olmadı. Sanki herkes zırhlanmış ama benim sırtımda yünden bir battaniye …

Koyu kahve gözlerini çevrelemiş kızıllık, kaşlarının arasına sızıp geçen yılların getirisi beyazlıklar, alnının sağ tarafına yatmış küçüklüğündeki bir kazanın bıraktığı ince dikiş izi, yorgunluğundan solmuş çehresini destekleyen sadece kenarlarında pembesini koruyabilmiş dudaklar… Aynadan yansımasına bakan Aziz Bey, dün geceye yoldaş ettiği düşünceden kendini hala kurtaramamıştı. Oğluna nasıl açıklayacağını düşünüyor, kafasında kurduğu yüzlerce senaryonun hiçbiri istediği …

Sevgi de mi satılık raflarda? Bulunması çok kolay lakin pahalı mı? Ya da cebinde beş meteliği olan insanın bile ulaşabileceği kadar ucuz mu? O yüzden mi bu denli tüketilir oldu dünya dükkanında satılık sevgiler… Bir çıkar uğruna yani. Karşılıklı sevmek bir şeyi sırf sana bir nedenden iyi gelecek diye düşlerini bile karşılıklı sevmek dünya dükkanında. …

küçük harfli insanlar ünlüyor soğukta, sokakta, geçmezler türküsü yanıyor. bir ses ölü duman nezaretinde siniyor geceye, eğiliyor uykuma. gidiyorum. şeyhimin kıssasından geçmeye gidiyorum musibetler takıp peşime ben ve gece bir devrim sabahına uyanır ülkede -nasılsa uykusuzluk- öyle yürüdük annemi. XIV. keşke yüzlü kızlar geceden geçiyor yüzünü şafağa yaslıyor beyzadeler. kan kızıl adımlarla uzuyor korkudan kadın …

Anlar arasında sıkışıp kalmamızın bir nedeni olmalı, yoksa çok anlamsız kalırdı eski zaman yeni zaman kavramları. Hangi andan bakarsan bak hep ortasında olacaksın hayatın. Bu doğru olabilir mi? Peki zamana çok uzaklardan baksaydık, mesela kuş bakısı olarak görseydik hayatı. Hepsi o bulunduğun anda olmaz mıydı? Düşünün bir kere tüm kozmik hareketler bir anda olup o …

Bu kaçıncı hicran saymadım bile Nicedir yatmadım tebessüm ile Ne geceyi günden ayırabildim Ne canımı tenden ayırabildim “Nerden bu ızdırap, bu keder?” deme! Geçmişin gölgesi çöktü üstüme. Bir ağaç, bir masa; her şey bir anı… Dostunu geçtiği yollardan tanı. Bir gece yarısı, sohbetin dibi… Gündüzün derdinden sıyrılır gibi… Gelecek kaygısı, az biraz para… Mutlu bir …

Dünya, kuşlardan sorulur Hiçbir hükümdarın gövdesinin altında böyle manzaralar yoktur Anlasana; Uçmak, sadece gökyüzünde olmak değil (aslında)… Düzeni altına almak Ve belki biraz da İnsanlığın üstüne s.çmak Ilık bir mevsimi ben de hak ediyorum Ama kanatlarım içime açılıyor Acı veriyor. Hem gidemiyor Hem katlanamıyorsan Ve ruhun bir göçmen kuşsa Sevebileceğin adam, Pazartesi günü bile dünyanın …