Kalemdaş

“Kalemdaş” başlığımız altında, değerlendirmeler sonucunda ilk üç ana eser içerisinde yer bulamayan fakat yayımlanmıyor olmasının hem yazara hem de okura haksızlık olduğunu düşündüğümüz nitelikli eserleri orijinal dilinde, çevirmeden sizlerle buluşturuyoruz. İyi okumalar!


Sev kardeşim! Gör bak nelere gebe; bu sözüm. Gökyüzünden yıldızları seyrettirir bu sözüm. Ağla kardeşim! Sen ağlayınca melekler şahit; arınacağız, arınacağız! Bu bir soysuzluk yılıdır; alışmaya alışmak da dâhil, Örneğin bir kıvılcımın sağlayacağı gayret; gör bak nelere gebe! Çöp olmuş bir günü düşündüğünde çöp, Kafanın içindeki gerçekleştiğinde gerçektir kardeşim. Sev kardeşim! Ziyadeyi etme ziyan, Bir …

‘‘Bana seni ekledim, artmadım Benden seni çıkardım, azalmadım’’ Dedi sayın şair / Zaten tüm artıların ve tüm eksilerin toplamı sıfırdır -Ama farkı değil- ‘‘Gecemin horozu sensin, ötersen güneş doğar Oysa bana gece de bir gündüz de bir’’ Dedi sayın şair / Zaten tüm gecelerin ve tüm gündüzlerin toplamı bir gündür -Ama yarın ya da dün …

Odamda duruyor hayat- bir eşya gibi… Eskiden severdim kelimeleri, artık sevmiyorum. Susmak ne güzel. Heceler bozuk para- dedim, çıktım geceye- siyah cübbeme sarılıp, uyuyacağım. Çıngırak sesleri içinde, konturlarında yağmur izleri- cübbem benim, kurtaracak odamdan beni. Odamda bağırıyor hayat- pençeleri acıyan bir kedi gibi…

“Neneka, hani anlatacaktın? Söz vermiştin?” Kara fırının başında dikilen kadın, yumuk yumuk olmuş gözlerine dolan buharları itercesine ellerini havaya kaldırdı. Soba kısmına attığı odunları maşasıyla karıştırdı. Hemen yan odacıktaki fırının kapağını açıp yuvarlak tepsiyi çekti. Kabaran mısır ekmeğinin kızarmış kısmından kaçak bir parça kopardı torun. Ellerinin içinde bir o yana bir bu yana atarak soğutmaya …

Kayıp gitmiyorsa kağıt cümlelerin altından, Bulamıyorsan elini mürekkebe kuvvetle… Asır gibi gelmiyorsa bir dakika beklemek, Çevrelenmiyorsa etrafın tek bir suretle… Mana bulmamışsa seyiren gözlerde bakışlar, Biri kocamanken diğeri kayıpsa… Sen bir saniye yokken kor gibiyse burada kışlar, Dillendirmek şimdi belki hâlâ ayıpsa… Hayallerde resmedilmeye başlanmışsa hele! Ya biri anlar da biri verirse ele? Saklanmak, saklamakla …

                              Apartman boşluğunda yankılanıyordu,                               İçeride kalan bir kuşun,                               Kanat çırpışı.                               Sokakta çocuklar,                               Bir türlü,                               Oynamaya karar veremedikleri oyunlar.                               Kapımın ise göz deliği,                               Sökülmüştü yerinden.                               Zil çalsaydı,                               Kim olduğunu bilmeden,                               Azrail bile …

Özsuyum içine çağlar fikirlerim ayrılıncaya kadar tenim yozlaştığında bir yangın başlar midemin dağlarında, madenlerinde bağırsaklarımın. Uyuşmaya başlar dudaklarım ziftle kaplanır yollarım, ovalarım tırpanla bile biçilemez özgürlük yankılarım. Elbiseme bulaşır kahpe adalet ayaklarımda sürüklenir yıllarca dağlar vicdanımı, kalbimi saatler vurunca dokuza. Hüzün kaplar yüreğimi ırgatlar dinlenmeden çalışır tarlalarımda kırmızı kavurur, yakar beyinleri iflas etmeye başlar bedenler sırasıyla rençperden …

Bir hüzün kaplı iç seferim. Gemiler, boğuşamaz azgın dalgalarla yorgunken kürek çekenler. Şelaleler boşluklarımdan akıyor, doluyor ahımın gamzeleri. Tahtalara ise paslı çiviler zincirlenmiş anca, Güvertemde bir adam, Bağırıyor avazı çıktığınca: “Çiviler, çiviler nerde? Çivileri getirin!” Bağırıyor çaresizliğin tuzlu sularıyla yıkanırken. Çivilerse gümüşe bulanmış, Bir de çekiç tutanın gözyaşlarına. Ağlamak çare değil, değil gemiyi tutan bir …

Hâlâ senin adınla çağırırım mevsimi Güneye meftun bir sevda Büyür bulutlarda Yalınayak ve şemsiyesiz Gözlerinin daldığı yerde Yaz yağmuru Hâlâ senin adınla çağırırım Önümde koca vadiyi İzleyen meşe Haftanın her çarşamba yalnızlığı Bir yerlerde Dante Araf’ı Bir yerlerde Çoğalır sessizliğin Gittikçe kendime benziyorum Çocukluğunu ver bana Öleceğim

Sırtında kabuğu bile olmayan bir kaplumbağa gibi hissediyorum, Emily. Sana ve olmayan binlercesine yazıyorum. Düşüncelerimi tatlı küçük kayıklara oturtuyorum, Üflüyorum, üflüyorum yelkenlerine. Ama niye, niye yazmak Emily? Biliyor musun artık yoksunuz diye, inanmayacaksın, Kendimi suçlamıştım ve Öldürmek istemiştim sizleri geri getirirse diye. Bir gün bir baktım kazığa bağlamışlar beni yakıyorlar, Aha ben de o cadılardanım. …