Kalemdaş

“Kalemdaş” başlığımız altında, değerlendirmeler sonucunda ilk üç ana eser içerisinde yer bulamayan fakat yayımlanmıyor olmasının hem yazara hem de okura haksızlık olduğunu düşündüğümüz nitelikli eserleri orijinal dilinde, çevirmeden sizlerle buluşturuyoruz. İyi okumalar!


Ayakta etrafına bakınıyor, her zaman yaptığı gibi eteğinin üzerinde birleştirdiği ellerinde başparmağıyla oynuyordu. Gözlerinin ışıldıyor olduğu doğruydu, fakat zihninin sisi o ışıltıyı bulandırıyordu. Odaya doğru birkaç adım attı. Burası mutfak ve oturma odasının bir arada olduğu kullanışlı evlerdendi. Ellerini çözdü ve parmaklarını ağır ağır sandalyelerde, masada, tezgahta hissederek gezdirdi. Demek kızı burada bu sandalyede oturuyor, …

Bana gösterdikleri kayığa bindim, sakin sakin gidiyordum. Az sonra ucu bucağı olmayan sonsuzlukta dibe battım. Nereden bilebilirdim ki? Giderkende boş durmadım içimde olan herşeyden, Sevgim,hayalim, umudum insanlığım,merhametim,sevdiklerim, Sevmediklerim,tüm dileklerim… Serpiştirip attım toprağa tohum atar gibi. Okyanustu hani,neden sulamadı toprağımı, beni? Attım ağımı tekrar beklemeye başladım. Ayaklarım ıslanmaya başlamıştı,anlam veremiyordum. Kayık batmaya başlamıştı. Meğer kağıttanmış. Bilemedim… …

Suskunluğumu bozmak nedeniydi varlığın Neden yaptın? Bu düş uğruna ölmek neden? Engel olmalıydın bedeninin atılışına Tüm benliğinin yanışına Ama yapmadın Bak işte ne oldu? Önce sen, senden sonra ben… Kahroluşum sanma ki alevden Yükselen yanık et kokusuna, Kahroluşum ruhunadır! Atıldığı ateşte bin kere dirilip bin kere ölen Ruh, sanma ki artık yoldaşındır! Sen yanmadan yakmıştır …

Affet beni dudaklarım çok mu pürüzlü Saçlarına mı takılıyor nasırlı parmaklarım Bir çatının altında ağlamaklar yerine Zümrüt yeşili yarınlar kokan Denizler mi kaynıyor bitkin gözlerimde Affet beni dudaklarım çok mu pürüzlü Kayıp bir neslin yükü var belimde Affet beni üstümüzde kukla gibi bir hilal Peri bakışlı dansözler etrafına asılı Tanrı hançerini göğün kalbine çekmiş Kalbimde …

Kanadı kırılmış bir kuş Ölümden beter hali Toprağa tutsak olmuş Aklı kalbi gökte… Diğerleri süzülmenin verdiği huzurdan söz edecekler Sanki hiç yan yana olmamışlar gibi… yukarıdan bakıcaklar Gözü hep yüksekte olucak, Başı hep yukarıda.. denizdeki yansımanın güzelliğini anlatacaklar Sanki O hiç görmemiş gibi Ve o dinleyecek Hiç uçmamış gibi

Denizle gökyüzü bir midir? Kirpiklerimin ötesinde kuşlar dokunur balıkların dudaklarına. Siyah mıdır ufkum? Ya da mavi, Sonsuz mavi… Gökyüzü ayaklarımın altındadır, Deniz başımın üstünde… Dünya bir kar küresidir, Sallanır dururum içinde. Kim alt üst eder hayatımı böyle? Tanrı mıdır acaba? Hediyesi miyimdir meleklerin? Her sallanışımda gökten acılar yağar üstüme, Ben kiraz çiçeklerini beklerim… Her sallanışımda …

  ay ışığının ulaşmadığı yerde küçük bir su birikintisi                    aydınlatıyor beni karşımda ileri geri koşuyor insanlar ağaçlarsa              oldukları yerde sayıyor hava soğuk değil dünün aksine öylece          çıplak ruhumla bekliyorum olacağını sandığım yerde bu bi sanrı da olabilir düşününce ama değil               biliyorum adını        Ayja koyuyorum

Kendine çarpan küçük kız O an çarparak kendi dönen dumanında Çırpınışı çünkü son arı kuşunun Yaşamın sökük ipliğinde Oyalanıyorum Neden sökülmüş neden Ve görkemli dizeler yazsam belki Yardımcı olamaz argın kimliğime Su titrek hep, Göğ antik çağ’da kalmış gözümde Toprağı bulamıyorum Tanrı’m Bu yüzden kahve rengini seviyorum. Tozuttu o zihin savurdu beden atomlarını, damıttı deliliği …

Yağışlardan yağan dolu Benim kalbim acı dolu Yürüyorum sokaklarda Her yer koşuşan insan dolu Bir o kadar da kaçamayanlarla dolu Gözlerim yaşlarla dolu Aldığım darbeler karşısında Koruyamadığım bedenimde ruhum gibi yara dolu Yollar battaniyeyle kaplanmış araba dolu Sokak titreyen insan dolu Varmı başka bunları yaşayan dünyada Memleket benim gibi evsizlerle dolu

Avlusuna kubbenin yürürsen kurtulursun Meydana konan kuşu beslemiş bir çocuksun Gönlünün tekeline almışsın hasretleri Hikayesini Zin’in okumadan duymuşsun Maviyi severim de kırmızıya karşıysan İlla omuz bulunur sarılmaktan kaçmazsan Dört kapak da kapalı sende kalmamış umut Bahane etme kışı, mevsim içinde soğuk Düşmek kalkmak yük değil ayakların alışır Yüreğine hicret et, sahibiyle bir tanış Annene koşar …