Kalemdaş

“Kalemdaş” başlığımız altında, değerlendirmeler sonucunda ilk üç ana eser içerisinde yer bulamayan fakat yayımlanmıyor olmasının hem yazara hem de okura haksızlık olduğunu düşündüğümüz nitelikli eserleri orijinal dilinde, çevirmeden sizlerle buluşturuyoruz. İyi okumalar!


Yakıcı güneşe aldırmadan camın önünde oturuyordu, her zaman olduğu gibi. Saatler mi geçirmişti burada? Aylar mı yoksa yüzyıllar mı? Sarınmıştı yine kendi gibi yıpranmış, virane olan çivit mavisi hırkasına. Saçları sımsıkı toplu, gözleri ise biraz daha karanlıklara gömülüydü. Gençti anılar onu mahkum ettiğinde. İçinde vardı o zamanlar heyecan, mutluluk belki biraz da tutku. Artık ne …

  Nereden başlasam bilemiyorum şu hayata  Geçmişe göz atsam mesela , masum düşlerin yansıyan raks’ına  Hissedemem kendimi kayıp zamanın ardına bakarken  İçimde hüzünsel kaoslar , yüzümde sonbahar çiçekleri  Bilemezsin huzura susamış dudaklarımın anlattıklarını  Kimi zaman da bir hayal takılır gönlümün duraklarına  Yine de yok zararım , kendimden ve yanan kibritten başkasına  Anlatıyorum hikayemi rüzgarın dallarına …

Filmlerdeki zannedilen hayatlardı çocukluğumuz Siyah beyaz kahramanları rol edinmek Kim bilir kaç düşü sürükledi peşinden Zor olacak gibi ömrü tüketmek Evhamlar sarıyor, ayaklarımdan gövdeme kadar Gövdem kollarımdan ayrı Kollarım kafamdan Kendi siluetimin baş tacı oluyorum birden Rahman ve rahipler arasında kalan zihnim Darmaduman ediyor vâr oluşumu Şiirler beni sana ulaştırmıyor artık Yavaş yavaş ayrılıyorum aranızdan …

Cesedin anıları yok olmakta Bir fotoğrafa indirgenmiştır  geçmiş Tüm anılar unutulmuşlar çöplüğünde Tüm ölüler ayakta dolaşıyor Yaşam bir nabızda Kapanacak bir gün lambalar Karanlık bizim geçmişimizde Tüm mutlular mezarda Ve de mutsuzlar evlerde Anneler artık ninni söylemiyor Babalar artık  masada yok Tüm hayaller gece kuruluyor Geceler artık 24 saatir. Ve de tüm kardeşlikler biyolojiktir

  Adamın, yaşanan olayda hatası yoktu. Ayaklarını, iki fındık ağacı arası gibi yaydı ve bu yayılma sonrası pantolon patladı. Yaygın tabirle ‘‘apış arası’’ yırtıldı. Yedeği tarlanın ortasında bulunan bağ evinde, bir çiviye asılı halde duruyordu. Yırtılan da artık yama tutmazdı. Geçen zaman içinde çok defa elden geçmişti. Yırtılan bölgelerin sahil şeridinde, iğne tutacak kıyı kalmamıştı. …

Hep ağlarken görüyorum yüzümü Kırık o aynada iki yıldır Beş kalmış yedi yıl uğursuzluğuna Yıkadım yüzümü gene Yirmi kere yaparım en az ayda En olmadı on beş defa Tuzlu suyu bastın mi al yanağa Eskitme olur antika Ah tanrım başka gün duysaydın sesimi Nefesime değmeyecekti sonumun soluğu Genç kadınım yüzümün eti döküm döküm Yakışmıyor ahu gözlerine bahşedilen hüzün …

Akan kan er ya da geç kanatlarına açılır. Ne kibirli bir yelken bu, ne de korkak tayfası var! Köstekli kamaralarından kum sızar, fenerinin fermuarını kapa. Buhar çıkmayan kafa buhranlanmış sayılmaz. Düştüğüm en karanlık girdaptan sesleniyorum: Bütün noktaları topla ve dök satırlara. Kalemin ucu kesilsin ama sen kelleni kaptırma. Tül perdelerle tüflü dağlarımı örttüler. Yine aynı …

  “ Özel ülke 7 yaş öğrencileri  Özel ülke 7 yaş öğrencileri  Özel ülke 7 yaş öğrencileri Derse başlanmadan önce Özel Ülke’nin kurallarını dikkatle dinlemeniz gerekmektedir:   Özel Ülke’nin Özel Kuralları Özel Ülke vatandaşları özel oldukları için, diğer ülkelerin vatandaşları ile iletişim kurmamalıdırlar. Özel ülke 15-200 yaş arası genç vatandaşları her yıl 15 Eylül tarihinde …

“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” Şef Seattle Yer yer eprimiş yamalı yün gömleği, uçkurla sıkıca bağlayarak üzerinde anca tutabildiği bol pantolonu, dört parmak çamurla kaplı lastik çizmelerine rağmen hiç eğilip bükülmemiş insanlara özgü vakur bir duruşu vardı. Yüzündeki çizgilerin çokluğu altmışlı yaşlarını …

  Bilmiyorum hangi mevsimin sonu bugün Ben yine neyi kaçırdım bu anın telaşında Kovalamaktayken kendimi her gün İzliyorum siluetini yokluğunun hezeyanında Zamansız bir kavmin göçü gibi Uzaklaştığım bir yurt var her adımda Düne dair unutulmaya yüz tutmuş anılar Göremiyorum nerede başlar yol Ne zaman durulur zaman dergahında Sen sessiz harfler kullanırdın susuşlarında Ben biraz daha …