Perşembe, Mayıs 26 2022

Kalemdaş

İlkyaz olarak, kapasitemiz gereği her ay çevirileriyle üç ana esere yer verebiliyoruz. Yapılan oylamalar sonucunda ilk üç içerisinde yer bulamayan fakat yayımlanmıyor olmasının hem yazara hem de okura haksızlık olduğunu düşündüğümüz nitelikli eserler için de özgül bir alan açmayı ihtiyaç gördük. Okurla buluşmayı sonuna dek hak eden çalışmaları çevirisiz paylaşacağımız bu müstesna köşeye “Kalemdaş” ismini verdik.

      Benim adım Efluna. Mesleğim gereği bugüne kadar her türden bombayı imha ettim. Ama daha çok, gizlice etrafıma yerleştirilen ve ben anlayıncaya kadar çoktan patlayıveren insan bombalarını imha etmekle uğraştım. Nasıl zor iş bilemezsiniz. Hem onların kabloları görünür yerlerde de değil. Yanlış düzenekle uğraştığınızda ya siz de onlarla birlikte atomlarınıza ayrılırsınız ya da patlamaktan daha beter …

Yazmanın bir çeşit terapi olduğunu birçok kez duymuştum. Gördüklerimi başkasına anlatmaya çalışınca oluşan garip acı ve baş ağrısı yerine şu an hiçbir şey hissetmemem de yazmanın daha iyi olduğunun bir göstergesi. Normalde derin uyuyan biri olmama rağmen o gece fırtına sebebiyle uyanmıştım. Sanki her saniye şimşekler çakıyor, gök durmadan gürlüyor, rüzgâr gökdelenleri yıkmak istercesine kuvvetli …

 Soğuk bir nisan gününde pencereye vuran damlaları izliyordu Ceren. Yağmur damlaları ona geçmişini hatırlatıyordu ve içini derin bir hüzün kapladı. Kahverengi gözlerinden düşen birkaç damlayı eliyle sildi. Gün henüz yeni ağarmıştı. Ceren her sabah olduğu gibi erkenden uyanıp egzersizlerini yapmıştı. Siyah kupasındaki şekersiz sabah kahvesini yudumluyordu düşünceli bir şekilde. Bundan sonra günlerinin nasıl geçeceğini merak …

            Beyaz tavana olan bakışlarına akrep ve yelkovanın sesi eşlik ediyordu. Eski rengini hatırlamıyordu tavanın, boyları dökülmüş, yağan yağmurların izleri vardı, ona bir dost gibi hissettiren tek şey, küçük bozulmaya yakın sarı ışığıyla tavanın tek sahibi gibi duran ampuldü. Tavanı beyaza boyamayı düşündü, düşünür düşünmez vazgeçti, beyaz tavan kasvet kamyonlarının otoparkı gibiydi onun gözünde, bütün …

Uyku ile uyanıklık arasında tam uyumak üzereyken aniden irkildim. Uyanıklığın acısını yaşıyordum. Yüzüstü bir pozisyonda havada asılı bir vaziyette boşluktan aşağıya doğru baktım. Simsiyah bir karanlığın içindeydim. Etrafımı tarif edemeyecek olsam da bir yerden düştüğüme emindim. Bunu anladığım anda irkilerek bağırmaya başladım. Aşağıya bakmaya çalıştım ama hiçbir şey görünmüyordu. Karanlığa gözlerimin alışması için hızlı hızlı …

  Güzel bir sonbahar akşamı yağmur yağıyordu. Cama düşen her yağmur damlalarının sesi huzur veriyordu. Çayımı yudumluyor, manzarayı seyrediyordum. Bir an gözüm masamdaki kitaba ilişti. Kitabı hemen aldım ve bu huzurlu ortam eşliğinde okumaya başladım…  Kitaba öyle dalmıştım ki çayımı unutmuştum, soğumuştu. Bu sırada yağmur dinmeye başlamıştı. Beni de hafiften bir uyku sarmıştı. Kendime bir …

Yakıcı güneşe aldırmadan camın önünde oturuyordu, her zaman olduğu gibi. Saatler mi geçirmişti burada? Aylar mı yoksa yüzyıllar mı? Sarınmıştı yine kendi gibi yıpranmış, virane olan çivit mavisi hırkasına. Saçları sımsıkı toplu, gözleri ise biraz daha karanlıklara gömülüydü. Gençti anılar onu mahkum ettiğinde. İçinde vardı o zamanlar heyecan, mutluluk belki biraz da tutku. Artık ne …

  Nereden başlasam bilemiyorum şu hayata  Geçmişe göz atsam mesela , masum düşlerin yansıyan raks’ına  Hissedemem kendimi kayıp zamanın ardına bakarken  İçimde hüzünsel kaoslar , yüzümde sonbahar çiçekleri  Bilemezsin huzura susamış dudaklarımın anlattıklarını  Kimi zaman da bir hayal takılır gönlümün duraklarına  Yine de yok zararım , kendimden ve yanan kibritten başkasına  Anlatıyorum hikayemi rüzgarın dallarına …

Filmlerdeki zannedilen hayatlardı çocukluğumuz Siyah beyaz kahramanları rol edinmek Kim bilir kaç düşü sürükledi peşinden Zor olacak gibi ömrü tüketmek Evhamlar sarıyor, ayaklarımdan gövdeme kadar Gövdem kollarımdan ayrı Kollarım kafamdan Kendi siluetimin baş tacı oluyorum birden Rahman ve rahipler arasında kalan zihnim Darmaduman ediyor vâr oluşumu Şiirler beni sana ulaştırmıyor artık Yavaş yavaş ayrılıyorum aranızdan …

MENU

Back