Cumartesi, Eylül 26 2020

Kalemdaş

İlkyaz olarak, kapasitemiz gereği her ay çevirileriyle üç ana esere yer verebiliyoruz. Yapılan oylamalar sonucunda ilk üç içerisinde yer bulamayan fakat yayımlanmıyor olmasının hem yazara hem de okura haksızlık olduğunu düşündüğümüz nitelikli eserler için de özgül bir alan açmayı ihtiyaç gördük. Okurla buluşmayı sonuna dek hak eden çalışmaları çevirisiz paylaşacağımız bu müstesna köşeye “Kalemdaş” ismini verdik.

ellerimde küle hüküm çağ yangını bir çiçeğin coğrafya kederiyle kanıyor yapraklarımdan sızıyor söküldüğüm toprağın ahı kaç yenilgi karası daha basacak bağrına yüzümün atlasında kuruyan su yataklarını sesimde baharsız kuş ötüşleri sesim ki bir zaman doğunun esmer yüzünde dağlara yankı, çocuklara ninni direnç türküsü -kıvancını gözlerinde haykıran babalara babalar, hep mi dam suretli akıntılara gebe evlerde …

0 20

Bir süredir karımın neye benzediğini hatırlamıyorum. Hayır, kendisi ölmedi. Boşanıp uzun yıllar birbirimizi görmemiş de değiliz. Yani, henüz. Ayrıldığımızdan da pek emin değilim. Çünkü teorik olarak hâlâ aynı evde yaşıyoruz. Fakat son üç aydır aynı anda evde olsak da onunla hiçbir şekilde karşılaşmadığımızı söyleyebilirim. Şöyle ki; işten gelip evin kapısını açtığım zaman aynı anda yatak odası kapısının kapandığını ve arkadan kilitlendiğini duyuyorum ya da mutfağa girdiğimde aynı anda …

0 91

Küçük bir odanın büyük eşyaları altında oturup kalbini coşturan, gözlerini aydınlatan mutluluk sebebine her bakışında mutluluğu  artıyordu. Korkunçtu bu kadar mutlu olmak. Kalp hükmedildiği kafesine sığmıyor, bacakları kalbine ritim tutmak istiyordu. Dudakları ise gülümsüyor, sadece gülümsüyor, hiç konuşmuyordu. Biliyordu konuşursa, sevinç çığlıkları atarsa mutluluğu her şeye hükmeden kocaman ve sert insanlar tarafından gölgelenecekti. Bu kadar mutlu …

0 124

Bir fincan çay alıp oturdum karşısına ihtiyarın. İhtiyar dediğime bakmayın aslında kendisi 78 yaşında ama gençliğinde çok çalıştığı her halinden belli çakı gibi bir adamdı. Gözleri daha önce hiçbir seyyahın uğramadığı yerler kadar derindi. Bakışlarında neden olduğunu bilmediğim yahut bilmek istemediğim bir anlam ve yüzünde ise bir melodram vardı. Elleri; ihtiyarlıktan olsa gerek; ara ara titriyor, bunu …

0 92

Arkadaşlarımla çılgınlar gibi koşturup doyasıya eğlendiğimiz pırıltılı günlerden biri daha. Karnımız tok, suyumuzu içmişiz, bakımımız yapılmış, ilgilenilmişiz, önemsenmişiz, sevilmişiz. Mutluyuz. O zor günler geride, çok gerilerde kalmış; fakat hatırlaması bile ne kadar acı verici. Bazen konu konuyu açıyor, o günlere geliyor. Üzerimize derin bir sessizlik çöküyor, konuşmak istemiyoruz. Yine de neler yaşandığını, neler yaşadığımızı bir …

0 64

Bekliyorum harekeli saniyelerin, Bileklerimde kıvrılmasını. Dudaklarımda yeni bir aşkın amentüsü… Ve tüm yol kenarlarının kayıp girizgahları… Öteleniyor buruk sevinçlerimde. Portreler asıyorum kalyon boylarına. Renksiz ve mat… Mona Lisa gülüşünü izliyorum bir duvar kenarında. Tüm tılsımı çözülüyor sardunyaların. Titrek bir yaprak oluyorum, Basamakları tek tek çıkarken, Kendime düşen her patikada. Yok oluyor çocukluk anılarım. Yalpalaya yalpalaya …

0 118

‘Kaşarlı yeni çıkmış, sıcacık. Oohh miss, dumanı üstünde… Ama o zeytinli sever tabii, çörek otlu olanından. İkisini de alıp yarım yarım mı versem? Gerçi kalan yarılar ne olacak bu sefer… Hay Allah kahvaltı yapmamış olsaydım bari…’ diye dalmış düşünürken sıranın bana gelmiş olduğunu fark ettim. ‘Ne vereyim ablama?’ diye sordu tezgahtar çocuk. ‘Zeytinli sarıyorum abla.’ …

0 64

Ömrüne katıp arzuyla sunulan gerçeği Çocuksu heyecanı bastırıp yüreğine Sabahın kör, dilsiz vakti Yeni bir şehrin acemi telaşıyla Çıkmamışken henüz yola İmzasız, imlasız ve imkansız Bir veda mektubu oyuyorum Ezgisel hafızadan Anın uzayıp giden sonsuzluğuna. Beklemek olsaydı oysa Baharını tablasında taşıyan çiçeğe Kokusunu veren Beklerdim! Tanımaksa İsimsiz bir kokina tanırdı seni. Masanda kırk derece bir …

0 58

MENU

Back

Abone Ol!

E-posta listemize kaydolarak aylık yeni yazı ve yazarlardan haberdar olabilirsiniz.