Çarşamba, Nisan 1 2020

Kalemdaş

İlkyaz olarak, kapasitemiz gereği her ay çevirileriyle üç ana esere yer verebiliyoruz. Yapılan oylamalar sonucunda ilk üç içerisinde yer bulamayan fakat yayımlanmıyor olmasının hem yazara hem de okura haksızlık olduğunu düşündüğümüz nitelikli eserler için de özgül bir alan açmayı ihtiyaç gördük. Okurla buluşmayı sonuna dek hak eden çalışmaları çevirisiz paylaşacağımız bu müstesna köşeye “Kalemdaş” ismini verdik.

“Neneka, hani anlatacaktın? Söz vermiştin?” Kara fırının başında dikilen kadın, yumuk yumuk olmuş gözlerine dolan buharları itercesine ellerini havaya kaldırdı. Soba kısmına attığı odunları maşasıyla karıştırdı. Hemen yan odacıktaki fırının kapağını açıp yuvarlak tepsiyi çekti. Kabaran mısır ekmeğinin kızarmış kısmından kaçak bir parça kopardı torun. Ellerinin içinde bir o yana bir bu yana atarak soğutmaya …

0 39

Kayıp gitmiyorsa kağıt cümlelerin altından, Bulamıyorsan elini mürekkebe kuvvetle… Asır gibi gelmiyorsa bir dakika beklemek, Çevrelenmiyorsa etrafın tek bir suretle… Mana bulmamışsa seyiren gözlerde bakışlar, Biri kocamanken diğeri kayıpsa… Sen bir saniye yokken kor gibiyse burada kışlar, Dillendirmek şimdi belki hâlâ ayıpsa… Hayallerde resmedilmeye başlanmışsa hele! Ya biri anlar da biri verirse ele? Saklanmak, saklamakla …

0 92

                              Apartman boşluğunda yankılanıyordu,                               İçeride kalan bir kuşun,                               Kanat çırpışı.                               Sokakta çocuklar,                               Bir türlü,                               Oynamaya karar veremedikleri oyunlar.                               Kapımın ise göz deliği,                               Sökülmüştü yerinden.                               Zil çalsaydı,                               Kim olduğunu bilmeden,                               Azrail bile …

0 78

Özsuyum içine çağlar fikirlerim ayrılıncaya kadar tenim yozlaştığında bir yangın başlar midemin dağlarında, madenlerinde bağırsaklarımın. Uyuşmaya başlar dudaklarım ziftle kaplanır yollarım, ovalarım tırpanla bile biçilemez özgürlük yankılarım. Elbiseme bulaşır kahpe adalet ayaklarımda sürüklenir yıllarca dağlar vicdanımı, kalbimi saatler vurunca dokuza. Hüzün kaplar yüreğimi ırgatlar dinlenmeden çalışır tarlalarımda kırmızı kavurur, yakar beyinleri iflas etmeye başlar bedenler sırasıyla rençperden …

0 62

Bir hüzün kaplı iç seferim. Gemiler, boğuşamaz azgın dalgalarla yorgunken kürek çekenler. Şelaleler boşluklarımdan akıyor, doluyor ahımın gamzeleri. Tahtalara ise paslı çiviler zincirlenmiş anca, Güvertemde bir adam, Bağırıyor avazı çıktığınca: “Çiviler, çiviler nerde? Çivileri getirin!” Bağırıyor çaresizliğin tuzlu sularıyla yıkanırken. Çivilerse gümüşe bulanmış, Bir de çekiç tutanın gözyaşlarına. Ağlamak çare değil, değil gemiyi tutan bir …

0 164

Hâlâ senin adınla çağırırım mevsimi Güneye meftun bir sevda Büyür bulutlarda Yalınayak ve şemsiyesiz Gözlerinin daldığı yerde Yaz yağmuru Hâlâ senin adınla çağırırım Önümde koca vadiyi İzleyen meşe Haftanın her çarşamba yalnızlığı Bir yerlerde Dante Araf’ı Bir yerlerde Çoğalır sessizliğin Gittikçe kendime benziyorum Çocukluğunu ver bana Öleceğim

0 151

Sırtında kabuğu bile olmayan bir kaplumbağa gibi hissediyorum, Emily. Sana ve olmayan binlercesine yazıyorum. Düşüncelerimi tatlı küçük kayıklara oturtuyorum, Üflüyorum, üflüyorum yelkenlerine. Ama niye, niye yazmak Emily? Biliyor musun artık yoksunuz diye, inanmayacaksın, Kendimi suçlamıştım ve Öldürmek istemiştim sizleri geri getirirse diye. Bir gün bir baktım kazığa bağlamışlar beni yakıyorlar, Aha ben de o cadılardanım. …

0 77

Ne yapmaya çalışıyordu bu adam? Bu daireye taşındığından beri her akşam-yani tam bir aydır- bu soru kurcalıyordu kafasını: bu adam ne yapmaya çalışıyor? Murat ikinci katta oturuyordu. Tam karşısında, beyaz badanalı dış cephesi iyiden iyiye kararan ve duvarları çatlak çatlak olan apartmanın dört numaralı sakini Rahmi Bey, her akşam saat tam sekizde mutfağa gidiyor, çayın …

0 164

Sevgilim Bizi görebiliyor musun Her şeyin ötesindeyiz Aynada uçuşan perdeler Dizinde küllük ve bardak Bu ana tepsi şahid Halı da ayak izlerimiz sıcak Aynı pencerede mehtabımız Biçimsiz yalnızlığımız son buldu Şu duvardaki bibloya bak Çünkü saati indirdim Zaman bizim sadece ikimizin Şerefe rüya Şerefe yokluk

0 144

MENU

Back

Abone Ol!

E-posta listemize kaydolarak aylık yeni yazı ve yazarlardan haberdar olabilirsiniz.