Perşembe, Temmuz 16 2020

İnsanlık ne zaman komün yaşamdan ayrıldı ve sınıfsal toplum düzenine ayak bastı; o gün bugündür tarihin kıyafetleri kan lekesinden arınamadı. Friedrich Nietzsche kendini, çağının sözde çağdaş, üstten bakan, kürsü düşünürlerinden ayrı tuttu. Bu durumunu bize sunduğu eserlerinde çoğu kez bastırarak belirtti ve o düşünürlere resmen savaş açtı. Bu savaşın önemli sebeplerinden biri ‘’Tarihi Aşırıcılık’’tı ve …

‘Kaşarlı yeni çıkmış, sıcacık. Oohh miss, dumanı üstünde… Ama o zeytinli sever tabii, çörek otlu olanından. İkisini de alıp yarım yarım mı versem? Gerçi kalan yarılar ne olacak bu sefer… Hay Allah kahvaltı yapmamış olsaydım bari…’ diye dalmış düşünürken sıranın bana gelmiş olduğunu fark ettim. ‘Ne vereyim ablama?’ diye sordu tezgahtar çocuk. ‘Zeytinli sarıyorum abla.’ …

Rüyamda bir bulut dansa kaldırıyordu beni Gökte değildik ama Pistimiz yalnızlara sığınak olmuş bir iskeleydi Müziğe ihtiyacımız yoktu En derinimize işliyordu dalgaların sesi Sıcaktan bunalan kırgın bir çiçek gecenin ayazına bırakmıştı kendini Neşeyle eşlik ediyorlardı bize ateş böcekleri Peki sonsuz göğe ait bulutla mutsuz  yere ait beni buluşturan neydi? Ruhlarımıza fısıldanan o eşsiz ezgi mi? Yüreğimize sığamayıp gözlerimizden taşan sevgi mi? …

Topuklu giyerdi memed efendinin düşleri, Pek alımlıydı Afrikayı bilirdi, iskandinavyayı görmek isterdi Biliminsanlığı da yapmıştı Memed efendinin düşleri. Afrikada kabile reisiydi Aynı anda eskimo, bedevi, abdal Olmak isterdi Pek sıcak bakmıyordu insanlığa. Yakındı Memed efendinin düşleri. Bastonlanmıştı… Dedem korkut’un dizlerinin dibinde Gülerken görüldü Memed efendinin düşleri.

MENU

Back

Abone Ol!

E-posta listemize kaydolarak aylık yeni yazı ve yazarlardan haberdar olabilirsiniz.