Cumartesi, Haziran 25 2022

  Nereden başlasam bilemiyorum şu hayata  Geçmişe göz atsam mesela , masum düşlerin yansıyan raks’ına  Hissedemem kendimi kayıp zamanın ardına bakarken  İçimde hüzünsel kaoslar , yüzümde sonbahar çiçekleri  Bilemezsin huzura susamış dudaklarımın anlattıklarını  Kimi zaman da bir hayal takılır gönlümün duraklarına  Yine de yok zararım , kendimden ve yanan kibritten başkasına  Anlatıyorum hikayemi rüzgarın dallarına …

Filmlerdeki zannedilen hayatlardı çocukluğumuz Siyah beyaz kahramanları rol edinmek Kim bilir kaç düşü sürükledi peşinden Zor olacak gibi ömrü tüketmek Evhamlar sarıyor, ayaklarımdan gövdeme kadar Gövdem kollarımdan ayrı Kollarım kafamdan Kendi siluetimin baş tacı oluyorum birden Rahman ve rahipler arasında kalan zihnim Darmaduman ediyor vâr oluşumu Şiirler beni sana ulaştırmıyor artık Yavaş yavaş ayrılıyorum aranızdan …

Cesedin anıları yok olmakta Bir fotoğrafa indirgenmiştır  geçmiş Tüm anılar unutulmuşlar çöplüğünde Tüm ölüler ayakta dolaşıyor Yaşam bir nabızda Kapanacak bir gün lambalar Karanlık bizim geçmişimizde Tüm mutlular mezarda Ve de mutsuzlar evlerde Anneler artık ninni söylemiyor Babalar artık  masada yok Tüm hayaller gece kuruluyor Geceler artık 24 saatir. Ve de tüm kardeşlikler biyolojiktir

  Adamın, yaşanan olayda hatası yoktu. Ayaklarını, iki fındık ağacı arası gibi yaydı ve bu yayılma sonrası pantolon patladı. Yaygın tabirle ‘‘apış arası’’ yırtıldı. Yedeği tarlanın ortasında bulunan bağ evinde, bir çiviye asılı halde duruyordu. Yırtılan da artık yama tutmazdı. Geçen zaman içinde çok defa elden geçmişti. Yırtılan bölgelerin sahil şeridinde, iğne tutacak kıyı kalmamıştı. …

MENU

Back